Ayia Anna (Akhisar), Larnaka - Söyleşi
Kıbrıslı Türk kelimesini duyduğunuzda neler
hissediyorsunuz? Aklınıza neler geliyor? Olumlu mu olumsuz mu?
Hiçbir zaman onlara
karşı olumsuz şeyler düşünmüyorum, biz Kıbrıslı Türklerle bir arada iyi bir
şekilde yaşadık. Köyümüze yarı Kıbrıslı Türk, yarı Kıbrıslı Rum olarak her
şeyimiz ortak olarak yaşıyorduk. Evlerimiz de karmaydı. Hemen yanımdaki komşum
Türk’tü.
Köyünüzde Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasındaki
ilişkiler nasıldı?
Hepimiz
birbirimizle çok güzel bir şekilde geçiniyorduk. Hepimiz hasat kaldırmaya,
zeytin toplamaya beraber gidiyorduk. Hamur yoğururken bize sıcak ekmek
getirirlerdi, tabii biz de aynısını yapıyorduk. Onların bayramları olduğunda ve
hayvan kestiklerinde mutlaka bize de et verirlerdi. Sikoses (bir Hıristiyan
bayramı) zamanı bize tenekelerce süt getirirlerdi çünkü börek ve başka birçok
yemekler hazırlayacağımızı bilirlerdi. Her şeyi birlikte yapardık, zeytini
birlikte toplardık, hamuru birlikte yoğururduk, birlikte şarkı söylerdik
(gülüyor). Bizim Paskalya zamanı biz Paskalya oyunları oynarken onlar da gelir
ve bizimle birlikte oynarlardı. Her zaman kutlamaları birlikte yapardık. Onlar
evlerimize gelirler, biz onların evlerine giderdik, birlikte televizyon
izlerdik, çok iyi geçinirdik.
Annesinin emzirdiği
bir küçük bebek Türk’ün annesi bize hasat biçmeye giderdi. Annem hem erkek
kardeşimi hem de Türk’ün bebeğini yani kızını emzirirdi. Annem ölmeden önce
karşısına gelip diz çöküp ağlamış ve ellerini öperek bana emzirdiğin sütünü
helal et demişti
Hiç farklı dinsel inançlarınız yüzünden
anlaşmazlıklarınız olmuş muydu?
Günlük hayatta
onların Müslüman ve bizim Kıbrıslı Rum olmamızın hiçbir önemi yoktu. Köyün Türk
kadınlarının Ayias Annas Kilisesine yağ getirdiklerini, orayı süpürüp
temizlediklerini biliyor muydunuz? Hemen yanımda kalan komşum bir Türke Ayia
Anna bir mücize gerçekleştirmişti. Bir problemi vardı, çocukları doğuyor ve
birkaç gün sonra ölüyorlardı. Son bebeğine hamileyken doğurmaya korkuyordu,
diğer bebekleri gibi bununda öleceğine inanıyordu. O sırada Ayia Anna rüyasına
girdi ve ona gel seni evime alayım dedi. Ve onu köyün kilisesine götürdü. Eski zamanlarda, Ayia Anna kilisesi
manastırken kapısı Selvi ağaçlarının olduğu taraftaydı. Onu rüyasında eski
kapıya götürdü. Kilisenin içine götürdü ve ona kutsal mihrabı gösterdi ve dedi
ki: “Bu şarapla dolu şişeyi görüyor musun? Bekçilere buraya gelip sana bunu
vermelerini söyle. İçinde kırk kaşık var, bebek doğduğunda ona her gün bir
kaşık vereceksin, bunu içecek ve ölmeyecek. Sonra şarap biter bitmez
dolduracaksın ve olduğu yere koymaları için onlara vereceksin” dedi. Ve Türk
komşum aynen bunu yaptı. Aynen dediği gibi içinde kırk kaşıklık şarap vardı.
Bunu bebeğine içirdi ve bebek hayatta kaldı. Büyüyüp kocaman kadın oldu ve on
tane bebeği oldu. Bu olaydan sonra Türkler bir sorunları olduklarında her
zamana Ayia Anna’dan yardım istediler. Ve biliyorsunuz eskiden süpürgelerimiz
yoktu eğile eğile süpürerek kiliseye süpürerek giderdik. Ayia Anna’ya yağ
götürürler ve kandil yakarlardı.
Bölgede başka hangi karma köyler olduğunu söyleyebilir
misiniz?
Birçok köy vardı;
Pirga, Kalo Horio, Kelia, Luricina. Luricina’da bir de olay olmuştu,
yöneticiler onlara ödemeleri gereken bir vergi koymuştu, bunun üzerine
vergileri ödememek için Türk oldular ama Kripto (gizli) – Hıristiyan’dılar.
Aranızda hangi dilde konuşuyordunuz, iki dili de biliyor
muydunuz?
Biz Türkçe
konuşuyorduk, onlarda Yunanca. Öğrendiğim Türkçeyi unutmadım. Sayıları Yunanca
bildiğim kadar Türkçelerini de biliyorum. Eskiden bir sürü şarkı da bilirdim,
şimdi geçen zamanla onları unuttum.
Köyünüze Kıbrıslı Türklerin ne zamandan geldiğini biliyor
musunuz?
Ben 1947 yılında
doğdum ve oradaydılar. Babam 1921 yılında doğduğunda ve çok daha öncesinde de
oradaydılar.
Köyünüzde bize anlatabileceğiniz Kıbrıslı Rumlar ve
Kıbrıslı Türkler arasında geçen kötü bir olay var mı?
Köyümüzde aramızda
hiçbir olumsuz olay olmadı. Sadece Kosiata’lılar bir keresinde gidip aşağıda
Kourva taraflarında yolu kestiler. Okuldan öğrencileri ve Larnaka’dan dönen
işçileri getiren Psefdioti papazı Panagioti’nin otobüsünün geçmesini
beklediler. Yolu kesecekler ve otobüsün içinde onları öldüreceklerdi. Onları
hayvanlara yem vermek için gittiğim ahırdaki deliklerden duydum. Onları
konuşurlarken duydum, Türkçe bildiğim için ne yapacaklarını anladım. Fakat size
dediğim gibi onlar bizim köylülerimiz değillerdi, sadece Türklerin yaşadığı
Kosii köyündendiler. Sadece Türklerin yaşadığı köylerde bizimle birlikte
yaşamanın nasıl olduğunu bilmezlerdi, fanatiktiler.
Savaştan sonra ilişkileriniz değişti mi?
Savaştan sonra
ayrılan bütün köylülerimiz bizi görmek için geldiler. İlişkilerimiz hiç
değişmedi. Evlerini görmeye geldiklerinde her zaman benim evime de beni görmek
için gelirler.
(Ayia Anna ile ilgili daha fazla bilgi için tıklayınız)
(Ayia Anna ile ilgili daha fazla bilgi için tıklayınız)

